Hatay özelinde BARO seçimlerinin yaklaştığı ve adayların canhıraş çalıştığı bu günlerde benim gibi birçok meslektaş birkaç yerden kahvaltı daveti almıştır. Kahvaltıya gidemesek de sorunlar hakkında konuşmaktan geri durmak bana yanlış geldiği için bu yazıyı kaleme almak istedim. Bu sorun salt baro özelinde değil Türkiye Barolar Birliği ve Hakimler Savcılar Kurulunu da ilgilendiren büyük bir sorundur. Bize yazmak düştü; belki hayata geçirebilecek bir cengaver çıkar.
SORUN: Özel Üniversitelerde Hukuk Fakültesi
ÇÖZÜM 1: Kapatılmalıdır. Yavaş yavaş ya da aşama aşama kapatılması düşünülebilir.
Öncelikle özel üniversiteden mezun olup mesleği hakkıyla icra eden tüm meslektaşlarımı bu sözlerden beri tuttuğumu belirtmek isterim. Toplum vicdanını yaralayan ve adalete, adliyeye olan güveni neredeyse bitme noktasına getiren olayların tek sebebi “PARA”dır. Doymak bilmez ve aç gözlü bir düzen içerisinde yetişen hukukçu da bu paraya tamah edebilmektedir.
Fakülte yıllarımda henüz yeni yayılmaya başlayan “Özel Üniversitede Hukuk” furyasını çok ağır eleştirdiğim olmuştur. Bu eleştirilere verilen mantıklı bir cevap elbette yoktu. Mesleğe başladığımızda ise cevaplar “senin gözün başkasının parasını kaldırmıyor” şeklinde olmaya başladı. Maalesef geldiğimiz gün bizleri haklı çıkardı ve PARA, hukuk sistemimizi bozdu.
Şimdi gelinen noktada ise Hakimler ve Savcılar’ın da bu para trafiğinden etkilendiği ve dosyalara yön verdiği görülmektedir. Ülkemizde birçok yargı görevlisinin yargılandığı ve rüşvet ağı kurduğu mahkeme zabıtları ile gün yüzüne çıkmışken bu sorunu inkar etmek bizi ve mesleğimizi yok eder.
Benim teorim şudur: “Para ile okuyan para için çalışır.”
Elbette hepimiz para için çalışıyoruz, buna şüphe yok; ama ne kadar para için? Yani para kazanmak bir amaç mı yoksa yaşamak için bir araç mı? Neyse, bu felsefik tartışmayı geride bırakacağım.
Esas mesele para ile okuyanın avukatlık yapmasında değildir. Bu kişi hakimlik yapmaya başlarsa sorun çıkar. Çünkü işgal ettiği makamda aldığı maaş kendisine az gelmeye başlarsa yani 1 yılda aldığı para, özel üniversiteye ödediği paraya denk gelmezse zarar edeceğini düşüneceği için bu parayı çıkarmak üzere farklı yollara tevessül edecektir.
Görüldüğü üzere ikinci çözümümüz kendiliğinden ortaya çıkmış oldu.
ÇÖZÜM 2: Özel Hukuk Fakültelerinde okuyan kişiler Hakim ve Savcı kadrosuna alınmamalıdır.
Çünkü bir kişi avukatlık yaptığında kendi emek ve yeteneğine göre daha az veya daha fazla para kazanabilecektir. Bunda bir beis görmüyorum. Elbette mesai veya emek harcamadan para kazanan da var, ama yazımızın konusunun çok fazla dışına çıkacağı o meseleye girmiyorum.
Gelelim dünya sistemlerinin bu konuyu nasıl çözdüğüne. En çığır açıcı çözüm kanaatimce İngiltere’dedir.
ÇÖZÜM 3: Hakim ve Savcılara sınırsız maaş.
Bu çözüm çok ütopik gelse de çok etkili ve kalıcı olacağı kanaatindeyim. Hakim ve Savcı paraya tamah etmezse adliyeye hiç kimse sivrisinek sokamadığı gibi, kara sineği bile tahliye edemez. İşte o zaman hiçbir tahliye toplum vicdanında yara bırakmaz, hiçbir beraat şaibe ile karşılanmaz, hiçbir Yargıtay kararına “kaçak karar” denmez.
Hasılı, yazının hitap ettiği kitle ve anlayış kapasiteleri düşünüldüğünde sözü uzatmanın manasız olacağı aşikardır. Hukuk bize ve çocuklarımıza ve dahi torunlarımıza lazım. Onlara miras olarak başkanlık, hakimlik, savcılık sıfatlarını değil: “Adil ve Yaşanabilir” bir dünyayı bırakabiliriz.
Daha fazla bilgi, güncel içerikler ve diğer çalışma alanlarıma göz atmak için buraya tıklayabilirsiniz
Blog
Bu bölüm, okuyucuları bilgilendirmek ve ilham vermek için çeşitli makaleleri, görüşleri ve kaynakları sergileyen blogun genel bir bakışını sunar.
-

İkinci Kısım: Mühür
ÜNAL SANCAK HAKAN VE MERYEM “ESKİ ANTAKYA’NIN SIRRI” İkinci Kısım: Mühür BİRİNCİ KISIMDA NELER OLMUŞTU?…
-

BEN NE OLACAĞIM 2.KISIM
2. KISIM BİR NİZAMİYEDEN DİĞERİNE Bu kitap, bir başarı hikâyesi değildir. Bu kitap, bir “yeniden…
-

İŞÇİLİK ALACAKLARININ TAHSİLİ
İŞÇİLİK ALACAKLARINDA KARMAŞIK FAİZ HESAPLAMALARI İş hukuku davalarında mahkemeden lehe bir ilam almak, sürecin…


Bir yanıt yazın