ZANZİBAR YASALARI
2023 yılında ABD’de görülen Mata v. Avianca davası ve hemen ardından Haziran 2026’da Ankara Kızılcahamam’da patlak veren uydurma Yargıtay kararı vakaları, hukuk camiasında büyük yankı uyandırdı. Her iki olayda da avukatların yapay zekâ kullanarak mahkemeye sundukları dilekçelerde, gerçekte var olmayan içtihatlara yer verdikleri tespit edildi ve avukatlar ağır yaptırımlarla karşı karşıya kaldı. Ancak meselenin derinine inildiğinde sormamız gereken asıl soru şudur: Bu şimşek hızındaki adli ve disipliner takibatların temelinde gerçekten hukuki güvenliğin zedelenmesi mi yatıyor, yoksa adliyelerin üstü kapalı bir şekilde “Yapay zekâ kullanımını tasvip etmiyoruz” baskısı mı?
Türk usul hukukunun belkemiği olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 33 son derece açıktır: “Hâkim, Türk kanunlarını kendiliğinden uygular.” Roma hukukundan bu yana gelen bu ilkeye göre taraflar mahkemeye sadece vakıaları getirmekle yükümlüdür. Pratik bir örnekle açıklayalım: Bir avukat dilekçesinde hukuki dayanak olarak “Zanzibar Yasaları”na atıf yapsa, hâkim bunu ciddiye alıp davayı reddetmez; döner ve Türk hukukundaki doğru normu bularak davayı çözer. Hâl böyleyken, dilekçede sehven veya yapay zekâ halüsinasyonu sonucu yanlış bir Yargıtay kararı yazılmış olması mahkemeyi nasıl bağlar? Dilekçede yazan uydurma bir karar yüzünden kamu mu zarar görmüştür, yoksa müvekkilin hakları mı ziyaa uğramıştır? Hâkimin zaten re’sen araştırıp doğrusunu bulmakla mükellef olduğu bir sistemde, avukatı gerçeğe aykırı beyan gerekçesiyle adeta sahtecilik yapmışçasına cezalandırmaya çalışmak, hukuki bir refleksten ziyade, teknolojiye karşı geliştirilmiş kurumsal bir alerjinin dışavurumudur.
Adliyelerin, avukatların yapay zekâ denemelerini büyüteçle arayıp cezalandırmak yerine, dönüp kendi içlerindeki devasa yangına bakmaları gerekmektedir. Bugün istinaf müessesesi kelimenin tam anlamıyla işlemez hâle gelmiş, tıkanmıştır. Tetkik hâkimlerinin bu dosya yığınını mevcut insan gücüyle ve geleneksel yöntemlerle temizleme imkânı kalmamıştır. Bölge Adliye Mahkemesi dairelerinde üç dört yıldır kapağı açılmadan yatan dosyalar adaletin sırtında kanayan bir yaradır.
Bir istinaf kararı için dört yıl beklenmemelidir. Dört yıl önce mahkeme salonlarında büyük bir mücadeleyle kazanılan 20 bin TL’lik bir hakkın, enflasyon ve geçen zaman karşısında bugün hiçbir hukuki ya da ekonomik değeri kalmamıştır. “Geciken adalet adalet değildir” aforizması, bugün mahkeme koridorlarında acı bir rutine dönüşmüştür.
Yapay zekâya bu kadar şiddetle karşı çıkmak yerine, mahkemelerin derhal kendi güvenli sistemlerini kurup bu asistanları karar çıkarma süreçlerine entegre etmeye odaklanması şarttır. Bugün yılda ortalama 2500 dosyayı ancak karara bağlayabilen bir istinaf dairesi, iyi eğitilmiş bir hukuki yapay zekâ modeli sayesinde, Derin Hukuki Analiz (İçtihat Kontrolü, Çelişki Tespiti) DERİN DÜŞÜNME MODUNDA BİLE, ayda 10.000 dosyayı inceleyip ön taslağını hazırlayabilecek kapasiteye çok rahat ulaşabilir. Ayda incelenen 10.000 dosya içerisinde bir dosyada halüsinasyon görülmesi veya hata payı olması, mevcut tablo karşısında hiç de abes karşılanmayacaktır. Bir kararın içinde ufak bir maddi hata olmasının ne demek olduğunu tartışmadan önce; hakkına kavuşmak için bir dosyayı yıllarca istinaf kapısında beklemenin ne anlama geldiğini, o acıyı çeken vatandaşa sormak gerekir. Bunu yaşamayan anlayamaz.
Kızılcahamam ve New York vakaları, hukukta yapay zekânın emekleme döneminin sancılarıdır, sonu değil. Yargının iş yükü insan kapasitesinin sınırlarını çoktan aşmıştır. Bu nedenle, çok yakın bir zamanda her bir İstinaf dairesinin, İlk Derece Mahkemesinin, Yargıtay’ın, Danıştay’ın ve bilumum adli kurumun, yapay zekâ ile “asistan” düzeyinde dirsek teması hâlinde çalıştığına şahit olacağımıza yürekten inanıyorum. Bu sadece teknolojik bir heves değil, sistemin hayatta kalabilmesi için kaçınılmaz bir zorunluluktur.
Bu kapsamda, süreç boyunca dijital dirsek temasıyla hukuk asistanlığımı yapan LawneX, Apilex, Gemini Pro, Claude ve bilumum yapay zekâ sistemlerine bu yazıya verdikleri katkı için teşekkür ederim.
**YAPAY ZEKA HUKUK ASİSTANLARI ÇALIŞMALARI
1 EYLÜL 2026


Bir yanıt yazın