HMK DA EN GEREKSİZ MÜESSESE  : “ISLAH”

Giriş

“Hak Arama Özgürlüğü ile Usul Ekonomisi Arasındaki Hassas Denge”

Hukuk yargılaması, belirli şekil şartlarına ve sıkı sürelere bağlı bir süreçtir. Ancak insanın olduğu her yerde hata kaçınılmazdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 176 ilâ 182. maddeleri arasında düzenlenen ıslah, yargılamanın katı usul kuralları içinde boğulmasını engelleyen, tabiri caizse davanın “genetik kodlarının” yargılama bitmeden yeniden yazılmasına imkan tanıyan istisnai bir yoldur.

1. Islahın Mahiyeti ve Temel Sınırları

HMK m. 176 uyarınca ıslah; tarafların yapmış oldukları bir usul işlemini kısmen veya tamamen düzeltmeleridir. Bu kurumun en belirgin özellikleri şunlardır:

Tek Seferlik Hak: Islah hakkı her dava için taraflara yalnızca bir kez tanınmıştır.
Zaman Sınırı: Tahkikatın sona ermesine kadar (bazı istisnai hallerde Yargıtay bozmasından sonra da) yapılabilir.
İrade Serbestisi: Karşı tarafın veya mahkemenin rızasına bağlı değildir; tek taraflı bir irade beyanıyla sonuç doğurur.
2. Islah Neden Vazgeçilmezdir? (Hakkaniyet Perspektifi)

Islahı hukuk sisteminin “emniyet supabı” yapan temel gerekçeler şunlardır:

Maddi Gerçeğe Ulaşma: Usuli bir hata nedeniyle haklı bir davanın reddedilmesi, adalete olan güveni sarsar. Islah, maddi gerçeğin şekli kurallara kurban edilmesini önler.
Hukuki Dinlenilme Hakkı: Tarafların iddialarını somutlaştırabilmesi ve delillerle uyumlu hale getirebilmesi, adil yargılanma hakkının bir parçasıdır.
Dava Ekonomisi: Hatalı bir dava yüzünden davanın reddedilip yeniden açılması, hem devlet hem de taraflar için daha büyük bir külfet (ek harç, masraf ve zaman kaybı) yaratır.
3. Islahın “Gereksizliği” ve Eleştiriler

Madalyonun diğer yüzünde ise usul ekonomisi ve profesyonellik tartışmaları yer almaktadır:

Yargılamanın Sürüncemede Kalması: Islah, davanın seyrini değiştirdiği için sürecin uzamasına neden olur.
Özen Yükümlülüğü: Islahın varlığı, bazen dilekçelerin hazırlanma aşamasında “nasılsa sonra düzeltirim” rahatlığına ve mesleki özensizliğe yol açabilmektedir.
Silahların Eşitliği: Davanın ortasında gelen bir ıslah, karşı tarafın o ana kadar kurduğu savunma stratejisini çökerterek savunma hakkını zorlayabilir.
Mesela; Senaryo: “Yanlış Dava, Yanlış Taraflar, Yanlış Konu”

Diyelim ki bir davacı, komşusunun bahçesindeki elma ağacının dalları kendi bahçesine sarkıyor ve meyveler yere dökülüp kirlilik yaratıyor diye “Müdahalenin Men’i” (Dalların Kesilmesi) davası açtı.

Dava dilekçesi verildi, harçlar yatırıldı, karşı tarafa tebliğ yapıldı. Hatta mahkeme bir keşif günü bile belirledi.

Tam Islah Hamlesi: Davacı avukatı, tahkikat aşaması bitmeden (yani hakim dosyayı karara bağlamadan hemen önce) tek bir dilekçe vererek davasını tamamen ıslah ettiğini bildiriyor ve yeni dilekçesini sunuyor:

Eski Talep: Komşu bahçesindeki ağacın dallarının kesilmesi.
Yeni Talep: 10 yıl önce gerçekleşmiş bir trafik kazasından kaynaklanan daimi iş göremezlik tazminatı.
Tam ıslahın ne kadar radikal bir “format atma” işlemi olduğunu anlatmak için, hukuk mantığının sınırlarını zorlayan şöyle bir senaryo düşünebiliriz:

Senaryo: “Yanlış Dava, Yanlış Taraflar, Yanlış Konu”

Diyelim ki bir davacı, komşusunun bahçesindeki elma ağacının dalları kendi bahçesine sarkıyor ve meyveler yere dökülüp kirlilik yaratıyor diye “Müdahalenin Men’i” (Dalların Kesilmesi) davası açtı.

Dava dilekçesi verildi, harçlar yatırıldı, karşı tarafa tebliğ yapıldı. Hatta mahkeme bir keşif günü bile belirledi.

Tam Islah Hamlesi: Davacı avukatı, tahkikat aşaması bitmeden (yani hakim dosyayı karara bağlamadan hemen önce) tek bir dilekçe vererek davasını tamamen ıslah ettiğini bildiriyor ve yeni dilekçesini sunuyor:

Eski Talep: Komşu bahçesindeki ağacın dallarının kesilmesi.
Yeni Talep: 10 yıl önce gerçekleşmiş bir trafik kazasından kaynaklanan daimi iş göremezlik tazminatı.
Bu Neden “Absürt” Ama “Mümkün”?

Hukuken “Tam Islah” (HMK m. 180), davanın tamamen yeni bir dilekçe ile değiştirilmesidir. Teknik olarak şunlar yaşanır:

a-Dava Dilekçesi Buharlaşır: Ağaç dallarıyla ilgili o ana kadar yapılmış tüm usul işlemleri (tanık dinlenmesi, keşif hazırlığı vb.) hiç yapılmamış sayılır.

b-Yepyeni Bir Dünya: Hakim, önüne gelen “elma ağacı” dosyasında bir anda “hastane raporları ve trafik kusur oranları” görmeye başlar.

c-Harç Tamamlama: Tabii ki elma ağacı davası için yatırılan maktu harç, tazminat davasının yüksek nispi harcına yetmeyeceği için davacı aradaki devasa farkı 1 hafta içinde yatırmak zorundadır.

4. Karşılaştırmalı Hukukta Islah (Global Bakış)

ABD (FRCP Rule 15): “Pleadings amendment” olarak bilinen bu kurumda mahkeme izni (leave of court) esastır. Mahkemeler genellikle “adalet gerektirdiği sürece” bu izni özgürce verir. (YZ BİLGİSİDİR)
Almanya (ZPO § 263): Alman hukukunda davanın değiştirilmesi (Klageänderung), karşı tarafın rızasına veya mahkemenin bu değişikliği “yerinde/uygun” bulmasına bağlıdır. . (YZ BİLGİSİDİR)
Türkiye Farkı: Türk hukuku, diğer sistemlerin aksine belirli aşamaya kadar mahkeme denetimine tabi tutmaksızın tarafa bu hakkı doğrudan (doğrudan kullanım gücüyle) tanıyarak daha esnek bir yaklaşım sergiler.
 

SONUÇ:

 Bir “Usul Sapması” Olarak Islah ve Sınırlandırılma Zorunluluğu

Islah, her ne kadar “hakkaniyet” ve “maddi gerçek” gibi ulvi kavramlarla savunulsa da, günümüz modern yargılama pratiğinde usul ekonomisinin ve hukuki özen yükümlülüğünün önündeki en büyük engellerden biri haline gelmiştir. “Adaletin hızlı tecelli etmesi” ilkesinin, “her hatanın her aşamada düzeltilebilmesi” serbestisine kurban edilmesi, yargı sistemini bir döngüye hapsetmektedir.

Islahın sınırlandırılması veya belirli çerçevelerde yeniden yapılandırılması gerektiğini destekleyen temel argümanlar şunlardır:

Profesyonel Özenin Erozyonu: Islah kurumunun taraflara sağladığı geniş konfor alanı, dava hazırlık sürecindeki titizliği zayıflatmaktadır. “Eksik kalan kısımları nasılsa ıslahla tamamlarım” düşüncesi, hukuk pratiğinde mesleki kalitenin düşmesine ve mahkemelerin önüne daha başlangıç aşamasında “kusurlu” dosyaların gelmesine neden olmaktadır.
Belirsiz Alacak Davası Sonrası Fonksiyon Kaybı: HMK m. 107 ile hukukumuza giren “Belirsiz Alacak Davası”, alacak miktarının tam bilinemediği hallerde hak kaybını önleme görevini zaten üstlenmiştir. Bu modern kurumun varlığı, ıslahın miktar artırımı yönündeki geleneksel gerekçesini büyük ölçüde boşa çıkarmıştır.
Hukuki Güvenlik ve İstikrar: Davanın ortasında gelen bir tam ıslah, yargılamanın o ana kadarki tüm emek ve masraflarını bir kalemde silip atmaktadır. Bu durum, davalı tarafın savunma stratejisini felç etmekte ve yargılamayı öngörülemez bir sürece sokmaktadır. Hukuk, bir “yanılmalar ve düzeltmeler” manzumesi değil, belirlilik ve ciddiyet üzerine inşa edilmelidir.
Sınırlı İzin Sistemi İhtiyacı: Batı hukuk sistemlerinde (ABD ve Almanya örneklerinde olduğu gibi) ıslahın mahkeme iznine veya haklı bir sebebe bağlanması, bu kurumun kötüye kullanımını engelleyen bir baraj görevi görmektedir. Türk hukukunda da ıslahın “tek taraflı bir bozma gücü” olmaktan çıkarılıp, sadece dürüstlük kuralına uygun ve makul gerekçelere dayanan hallerde mahkeme denetimiyle kullanılması elzemdir.
Nihai değerlendirme olarak; ıslah, usulün katı köşelerini yumuşatan bir araç olmaktan çıkıp, yargılamayı hantallaştıran bir mekanizmaya dönüşmüştür. Modern usul hukuku, “hata yaptıktan sonra düzeltme” imkanını genişletmek yerine, “hatasız ve eksiksiz dava açma” standartlarını yükseltmelidir. Bu nedenle, ıslahın kapsamının daraltılması ve kullanımının sıkı şekli şartlara/mahkeme iznine bağlanması, Türk yargı sisteminin hızlanması ve ciddiyet kazanması adına kaçınılmaz bir reform ihtiyacıdır.

                                                                               26.03.2026, ANTAKYA

                                                                               ÜNAL SANCAK


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir