Çocuğunuzu Ortada Bırakmayın: Göçmen Çocuklar İçin Sağlık ve Eğitim Tedbirlerinin Hukuki Çerçevesi

Göç süreçleri, yerinden edilme veya idari mekanizmalarda yaşanan aksaklıklar… Nedeni ne olursa olsun, bir çocuğun resmi kimlik belgesine ulaşamamış veya yasal kaydının yapılamamış olması, onun en temel insani haklarından mahrum bırakılmasının hukuki bir gerekçesi olamaz.

Pratikte idari mercilerde veya hastanelerde sıkça karşılaşılan “Kimliği yok, hastaneye yatış yapamayız” ya da “Yabancı kimlik numarası (YKN) olmadan okula kayıt alamayız” şeklindeki yaklaşımlar, ulusal ve uluslararası mevzuat karşısında dayanaksızdır. Türk hukuk sistemi ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler, çocuğun üstün yararını ve devletin pozitif koruma yükümlülüğünü her türlü bürokratik belgenin üstünde tutar.

Kimliksiz veya kayıtsız durumda olan göçmen çocukların sağlık ve eğitim haklarını güvence altına alan üç temel hukuki dayanağı incelemek, yaşanabilecek mağduriyetlerin önüne geçmek adına kritik önem taşır:

1. BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme: Ayrımcılık Yasağı ve Mutlak Haklar

Anayasa’nın 90. maddesi gereğince iç hukukumuzun üzerinde ve doğrudan uygulanabilir bir metin olan Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, koruma rejiminin temelini oluşturur.

  • Ayrımcılık Yasağı (Madde 2): Taraf devletler, kendi yetki alanlarındaki her çocuğa; ebeveyninin ırkı, dili, dini veya yasal statüsü ne olursa olsun bu hakları tanımakla yükümlüdür.
  • Sağlık ve Eğitim (Madde 24 ve 28): Her çocuk en yüksek standartlarda tıbbi bakım alma ve en azından ilköğretim düzeyinde ücretsiz eğitim hakkına sahiptir. İdari bir eksiklik olan kimliksizlik, bu mutlak hakların kullanımına engel teşkil edemez.

2. 6458 Sayılı YUKK: Yabancılar Hukukunda Çocuğun Yüksek Yararı

Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK), yabancılarla ilgili idari süreçlerin yürütülmesinde çocuklara özel bir statü tanır:

  • Özel İhtiyaç Sahibi Statüsü: Kanun’un 3. maddesinde, refakatsiz çocuklar ve desteğe muhtaç tüm çocuklar “Özel İhtiyaç Sahibi” olarak tanımlanmıştır. Bu kişilere idari işlemlerde ve hizmete erişimde mutlak öncelik tanınması yasal bir zorunluluktur.
  • Eğitim ve Sağlığa Doğrudan Erişim: YUKK m. 89 uyarınca; ilköğretim ve ortaöğretim hizmetlerine erişim ile temel sağlık hizmetlerinden yararlanma güvence altına alınmıştır.
  • Çocuk Koruma Kanununa Atıf (Madde 66): YUKK m. 66/1-a amir hükmü son derece nettir; koruma ihtiyacı olan yabancı çocuklarla ilgili tüm işlemlerde, statülerine bakılmaksızın 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu hükümleri uygulanır.

3. 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu: İdari Tıkanıklıkları Aşan Yargısal Tedbirler

Saha uygulamasında bürokratik direnci kırmanın ve süreci en hızlı şekilde çözüme kavuşturmanın yolu 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’dur. Bu kanun, çocuğun Türk vatandaşı olup olmadığıyla ilgilenmez; “korunma ihtiyacı olan çocuk” olması, devletin müdahalesi için yeterlidir.

İdari kurumların kayıt eksikliği gerekçesiyle hizmet vermekten imtina ettiği durumlarda başvurulabilecek hukuki tedbirler şunlardır:

  • Sağlık Tedbiri (Madde 5/1-d): Çocuğun fiziksel ve ruhsal sağlığının korunması, acil veya kronik tedavilerinin yapılması amacıyla mahkemece verilen karardır. Tedbir kararı tesis edildiğinde, tıbbi müdahaleler kimlik şartı aranmaksızın derhal yapılır ve giderler devlet tarafından karşılanır.
  • Eğitim Tedbiri (Madde 5/1-b): Çocuğun bir eğitim kurumuna devam ettirilmesi için tesis edilen tedbir kararıdır. YKN olmasa dahi idare, mahkeme kararı doğrultusunda geçici numara tahsisi veya “misafir öğrenci” statüsüyle çocuğun eğitim hayatına entegrasyonunu sağlamak mecburiyetindedir.

Sürecin Hukuki İdaresi ve Profesyonel Yaklaşım

Eğer kimliği bulunmayan veya idari kaydı tamamlanmamış bir göçmen çocuğun eğitimden mahrum kaldığına ya da tedavi edilemediğine şahit oluyorsanız, kurumlar arası yazışmaları veya bürokratik engellerin kendiliğinden aşılmasını beklemek zorunda değilsiniz.

Böyle bir durumda derhal Çocuk Mahkemesi hâkimine müracaat ederek koruma tedbiri kararı talep edilmelidir. Ancak unutulmamalıdır ki; Göçmen Hukuku ve Çocuk Koruma mevzuatı, usuli kuralların son derece sıkı uygulandığı, dilekçe aşamasından kararın infazına kadar teknik bilgi gerektiren spesifik bir alandır. Bireysel başvuruların usul hataları, eksik beyanlar veya idari pratiklerin bilinmemesi nedeniyle reddedilmesi, çocuğun mağduriyetini telafisi güç şekilde uzatmaktadır.

Bu nedenle, hak kaybına uğramamak ve çocuğun üstün yararını en hızlı, en güvenli şekilde tesis etmek adına; sürecin başından sonuna kadar alanında uzman hukuk profesyonelleri ile yürütülmesi sadece bir tercih değil, hukuki bir gerekliliktir.

Bürokrasi bekleyebilir ancak bir çocuğun sağlığı, gelişimi ve geleceği bekleyemez. Hukuki mekanizmaları etkin ve profesyonelce kullanarak çocuğunuzu ortada bırakmayın, hemen korumaya alın. 25.09.2026

ANTAKYA

Göçmen Hukuku Çalışmaları

Ünal Sancak


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir